Bibliyoterapi

Henry Corbin – Sabiilik Ritüeli ve Melekoloji Hakkında

| Nicolas for Hygeia | Yorum bırak

Çeviri: Nalan Özkan Lecerf

“Shahrastani tarafından tasvir edildiği gibi, İsmaililik ve Sabiilik düşüncesinin ideal sentezi her ikisinin de aynı ön varsayımının egemen olduğunu gösterir: Deus innominatus (Sabiilik terimiyle “Efendilerin Efendisi”, İsmaililik terimiyle “düşüncenin cesaretiyle erişilemeyen”) öyle bir üstünlüğe sahiptir ki, ne kendisini bilinir hale getirebilir ne de doğrudan bilinir. O’nu açığa çıkaran aracı varlıklar, filozofların “Akıl” (‘uqul) dedikleri, dini kelime hazinesinin “Melekler” (mala’ikah) olarak adlandırdığı saf Işık özleridir. Bu göksel Varlıklar aracılığıyla ve onlarda tezahür eden gerekli teofanilerin çokluğu, ilahi Birliğin özünü değiştirmez. Sabiilikteki temsili şu şekildedir. Yüce İlah ile insan varlıkları arasındaki arabulucular, ancak doğası gereği ruhsal olabilir; onlar ne insan ne de peygamberdir, çünkü bir peygamber diğer insanlar gibi etten, dolayısıyla Elementler ve Karanlıktan oluşan bir varlıktır. Aksine Melekler doğası gereği hem pasif hem aktif, hem alıcı hem üretkendir. Onlar, halleri tamamen neşe, güzellik ve yararlı iyilikten oluşan saf ve parlak Işık Formlarıdır. Her biri, kendi varlığını oluşturan ilahi Emri kendi içinde gözlemler ve korur. Her şeyden önce Sabiiler Yedi gezegene hükmeden Yedi Meleği kabul ettiler; her birinin kendi Tapınağı (haykal), yani yıldızın şekli ve her Tapınağın kendi Cenneti veya Küresi vardı.  Meleğin kendi Tapınağı ile olan ilişkisi, ruhun bedenle olan ilişkisi ile karşılaştırılabilir, ancak tek bir farkla. Meleğin Tapınak üzerinde tam bir hakimiyete sahipken ve bu “beden” onun sureti olmadığına dair farkındalığı varken, bedensel yüz bir insanın suretidir. (İsmaililik bakış açısına gre, Meleğin şahsı yüceltilmiş bir insan vücudunun şekline sahiptir.)

Sabiilerin Melekleri (hatta bir peygamberin statüsü ve itibarından bile) üstün görmeleri, Meleğin arabuluculuk yapan evreninin hem yeryüzü dünyasındaki ruhların kökeni olduğu hem de ikinci doğumlarının gerçekleştiği, “geri döndükleri” yer olduğu anlayışında doğrulanıyor. Meleğin dünyası ve yeryüzü dünyası, bir insanın kendi gölgesiyle karşı karşıya gelmesi gibidir. Öyle ki, dünyevi bir varoluşun gerçeği, onun Meleğinin gölgesi olmasından kaynaklanır. Sonuç olarak, ruhun temel kaygısı, Meleğiyle samimi bir ahenk yakalamak ve onu mükemmel bir şekilde taklit etmektir. Bu şekilde Meleğin ona bahşedebileceği korumaya serbest geçiş sağlar. Ancak “Melek şeklinde” var olmanın en kestirme yolu, Meleğin Tapınağı olan yıldızın biçiminde var olmaktır. Bu aynı zamanda Agrippa von Nettesheim’in kaleme aldığı ilkelerinde de bulunan bir tür adanmışlıktır: alicui stellae conformari (ç.n. yıldızlar gibi başka). Genel anlamda bu ilke ruhların ilk başta yıldızlarda, her biri kendi “ortağı” olan farklı bir yıldızda yer aldığı şeklindeki Platonik (ç.n. Eflatun felsefesine ait) anlayışa atıfta bulunur. Söz konusu anlayış belirli bir insan ruhuyla belirli bir yıldız arasında var olan gizemli bir akrabalık doktriniydi. Aristoteles doğalarını Beşinci Element, Ether, olarak  düşünüp bu ilişkiyi daha sağlam bir şekilde kurmaya çalışmıştı. Nusayri psikokozmolojisi ruhların aslında yıldız olduğunu ve bir kez daha yıldız olacağını veya daha doğrusu yıldız olmaya döneceğini öğretir. Bu, kutsal kitaplarının bir ayetinde ifade edilir: “Tanrı bizleri, size ve bizi, Cennetin yıldızları arasında Cennette yeniden birleştirsin.”

Ayinsel tonları, tütsü yakma ve parfüm ile ahlaki adaplara sahip olan tüm ritüel, yıldıza olan bu yaklaşımın üzerine kurulmuş olup ona yöneliktir. Ancak gökyüzündeki bu Tapınaklar farklı zamanlarda ya görülür ya da görünmez. Bu nedenle meditasyon yapan müminin gözlerinin önünde onlara karşılık gelen ve bağlılığını desteklemeye hizmet eden şekiller olmalıdır. Dolayısıyla astronomi ve mineraloji ile güvence altına alınan,  yapı, malzeme bileşimi ve renk açısından göksel Tapınaklara karşılığı olan Tapınakların burada, yeryüzünde inşa edilmesi bir gerekliliktir. Bu dünyevi Tapınak sayesinde meditasyon göksel Tapınağa, oradan da Efendisi olan Meleğe, oradan ise Efendilerin Efendisine erişim kazanır.

Yıldız suretinde inşa edilen bu Tapınakların izleri tarihçilerin geleneklerinde korunmuştur. Sabiiler kozmolojilerinin beş yüce İlkesinin her birine adanmış dairesel Tapınaklara sahiptiler: Demürj, Dünya-Ruh, ebedi Madde, Uzay ve Zaman. Gezegenlerin tapınaklarına gelince, Satürn’ün tapınağı altıgen, Jüpiter’in üçgen, Mars’ın dikdörtgen, Güneş’in kare, Venüs’ün kare içinde üçgen, Merkür’ün dikdörtgen içinde bir üçgen ve Ay’ın bir sekizgen şeklindeydi. Bu Tapınakların her biri, söz konusu yıldıza özel olarak kutsanan günde, rengi gezegene karşılık gelen giysilerin giyildiği bir ayin yapmak için kullanılırdı. Bu ayin boyunca Sabiiler parfümlerin ayinine verdikleri öneme uyumlu olarak tütsüler yakardı. (Bazı festivallerde ayinlerde güller koklanırdı.)

Tılsımlı uygulama ile felsefi Sabiilik arasında ayırım yapmak için, yıldıza çağrı ile Meleğe adıyla hitap edilen çağrı arasında ayırım yapmak hayati önem taşır: 

Satürn (Zuhal) ayini için, siyah bir cüppe ve manto (filozofların giysisi olduğu söylenir) giyilmeli ve parmağa demir bir yüzük takılmalıdır; Çağrılan Melek Ishbal’dır. Jüpiter (Mushtari) ayini için sarı ve beyaz bir elbise ile beyaz bir manto giyilmeli, parmağa bir kaya kristali yüzüğü takılmalıdır; Çağrılan Melek Rufiyael’dir (Farsça’da bu gezegeni yöneten Ormazd’dır). Birkaç ayin formülü önerilmektedir. Biri çok uzun ve güzel olup bu dindarlığın ilham verebileceği asil coşkuyu iyi bir şekilde göstermektedir. Mars ayini (Mirrikh) için giysiler kırmızı olmalı, bir bakır yüzük takılmalıdır ve çağrılan Melek Rubiyael’dir. Venüs ayini (Zuhrah) için, kişi görkemli beyaz bir cüppe giyer ve altın bir yüzük takar. Çağrılan Melek Bitael’dir. Merkür’ün ayinsel rengi (‘Utarid) gösterilmemiştir (Nizami’nin Haft Peykar destanında belirli bir günde kral mavi kubbeyi ziyaret eder, ancak Farsça’da mavi ve yeşil genellikle karıştırılır); Çağrılan Melek Haraqiel’dir. Son olarak, Ay ayini için ayinsel giysi beyaz olup bir gencin giysisini andırıyor olmalıdır; Çağrılan Melek Siliyael’dir.

Bu Ordo’nun (ç.n. tdk, ‘takım’) ayrıntılarını, sekizinci yüzyıl Ghayat al-Hakim’in yazarı tarafından verilen Sabiilik ayinlerinin açıklamasında bulabiliriz. Burada Tapınaklardaki toplu kutlamalar olarak değil, özel ve yıldıza uygun bir hitapta kutlanacak bireysel ritüeller olarak tanımlanıyorlar. Niyet aynıydı: Düşünce ve hareket uyumuyla yıldıza yaklaşmak, böylece birliği mümkün kılmak. İlk emir şu şekildedir:  “Yedi Yıldız’dan biriyle birebir sohbet etmek istersen yüreğini tüm yozlaşmış inanç ve lekelerden arındır; ruhunu berrak ve açık hale getir.” Bir sonraki adımda ayin giyilecek giysilerin rengini, yakılacak parfümün türünü, söylenecek ikincisi yıldızın Meleğine ismiyle hitap eden iki duayı (bazıları oldukça uzundur) belirtir. Ateşli bir bağlılığın nefesi sıklıkla hissedilir. Örneğin, Güneş ve Meleğinin ayininde (Şems, Semitik dillerde dişil) ayin yöneticisi Kraliçe olan Güneş’e dua etmek için kraliyete yakışır bir şıklık içinde olması gerektiğinden, brokar (ç.n. sırmalı ipek kumaş) kaftan giymeye, bir taç ve altın bir yüzük takmaya yönlendirilir. Ona şu şekilde seslenir:

Selam sana, ah Güneş, kutsanmış Kraliçe . . . parlak ve aydınlatıcı . . . içinde tüm güzellikleri barındıran,  altı gezegen üzerinde bir otoriteye sahip olup rehberi olarak size itaat etmelerini sağlayan, onlara hükmeden..

Bu şekilde Sabiilik adanmışlığı bizi astronomik göklerde görülebilen, yıldızları veya Işık Tapınaklarını yöneten Meleklerin huzuruna çıkarır.”

Kaynak: Henry Corbin, ‘Temple and Contemplation (Tapınak ve Meditasyon)’. İsmaili Araştırmaları Enstitüsü, Londra. 1986. Pictures credits: Top: Pablo Ianiszewski. Harran, threshold of the astral lore. Middle and bottom: Marco M. Vigato. http://unchartedruins.blogspot.com/2012/08/the-hall-of-records-temple-of-seven.html

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

TÜM HAKLAR SAKLIDIR HYGEIA TURKEY 2020