Bibliyoterapi

Boethius – Somut ve Soyut Varlıkların Peşinde Olmak Mutluluğu Getirir Mi?

| Nicolas for Hygeia | Yorum bırak

Aşağıdaki metin çok sıkı dokunmuş olan bir eserden alıntılandığından ve bir alt başlık içermediğinden buradaki başlık Hygeia tarafından konuldu.

Latinceden çeviri: Prof. Dr. Çiğdem Dürüşken

Kişiselleştirilmiş Felsefe Boethius ile konuşur (not Hygeia)…‘Ölümlü yaratıkların tek bir endişesi vardır. Bunun için olağanüstü gayret sarf edip türlü türlü işlerin peşine düşer, farklı yollardan ilerlerler; ama yine de mutluluğun yegane amacına ulaşmak içindir tek çabaları. Bu iyinin kendisidir ve bir kez elde edildi mi, başka hiçbir şey istenmez. Gerçekten bu bütün iyilerin üstünde bir iyidir ve iyi olan ne varsa içinde barındırır. Eğer bir tek iyi bile onun dışında kalmış olsaydı, arzu edilecek bir şey dışarıda kaldığı için o en yüce iyi olmaktan çıkardı. O halde, mutluluk bütün iyilerin bir araya gelmesinden oluşan bir mükemmeliyet durumudur.

Söylediğim gibi, bütün insanlar bu mutluluğu yakalamak için farklı yollara başvurur. Çünkü insanların zihnine yaradılıştan itibaren gerçek iyiye ulaşma arzusu ekilmiştir. Ama zihinleri yoldan çıkaran yanılgı onları sahte iyiliklere yönlendirir. Bazı insanlar en yüce iyinin hiçbir şeye gereksinim duymamak olduğunu sanır ve servetlerine servet katmak için didinip durur. Bazıları iyinin en derin saygı olduğunu düşünür ve yüksek mevkiler elde edip vatandaşlarından saygı görmeye çalışır. En yüce iyinin en yüce yetkede olduğunu düşünenler de vardır. Bunlar ya bizzat yönetmek isterler ya da yönetenlerle yakın ilişkiler kurmaya çabalarlar. En yüce iyinin şöhret olduğunu sanan kişiler ise savaşla ya da barışla, hangi yolla olursa olsun, şanlı adlarını yaymak için koşuştururlar. Ama birçok kişi de iyinin sağladığı faydayı sevinç ve hazla ölçmeye kalkar. Bunlar en büyük mutluluğun zevkle dolup taşmak olduğunu sanır.

Bir de bu sahte iyiliklerin sebeplerini ve amaçlarını birbirine karıştıranlar vardır; bunların kimisi yetke kazanmak ve zevk elde etmek için zengin olmak ister, kimisi de para kazanmak ya da adını duyurmak için yetke sahibi olmak ister, işte insanlar bu ve benzeri iyilerde eylemlerinin ve arzularının sonucunu görmeye çalışır. Örneğin soyluluk ve halkın övgüsünü kazanmak parlak bir ün kazandıracakmış gibi gelir; yaşamda bir hoşluk, bir eğlence olsun diye eş ve çocuk istenir. Ama iyilerin arasındaki en kutsal değere, dostluğa gelince, onu kaderin hakimiyet alanında görmek gerekir. Bundan başka her tür iyilik, güç ya da zevk elde etmek için aranır.

Bedenin iyilikleri söz konusu olunca, bunların az önce bahsettiklerimle bağlantılı olduğunu hemen anlarız. Çünkü kuvvet ve boy bos yetke sahibi kılıyormuş gibi görünür; güzellik ve çeviklik ün getirir sanılır, sağlık ise zevk sağlıyormuş gibi gelir. İnsanların bütün bu değerlerde mutluluktan başka bir şey aramadığı açıktır. Herkes bunların ardında istenen tek şeyin en yüce iyi olduğunu düşünür. Az önce en yüce iyiyi mutluluk olarak tanımlamıştık. Bu yüzden her bir birey mutluluğu bütün bu saydıklarımızın üstünde istenecek bir durum olarak değerlendirir.

İşte gözlerinin önüne serdiğim insanın mutluluğunun tam biçimi bu! Zenginlik, yüksek mevki, yetke, şöhret ve zevk! Epikuros sadece bunları göz önünde tutarak en yüce iyinin zevk olduğunu ileri sürmüştü, çünkü diğerlerinin hepsinin ruha neşe katıyormuş gibi göründüğüne inanıyordu.

Neyse, şimdi insanların kendileri için belirlediği amaçlara dönelim: İnsanların zihinleri bulanık bile olsa, yine de her zaman kendi iyisine dönmek için çaba sarf eder, ama bir sarhoş gibi kendisini eve götürecek yolu bir türlü bulamaz. Kendilerini hiçbir şeye gereksinim duymamaya adayan insanlar acaba yanılıyor mu? İyi olan her şeyle dolup taşmak, başkasına gerek duymadan sadece kendi kendine yetmek mutluluğu gerçekleştirecek tek sebeptir. Ya da derin bir saygının en değerli şey olduğunu düşünen insanlar hata mı ediyor? Hayır. Çünkü neredeyse bütün ölümlülerin elde etmek için canla başla çalıştıkları bu değer, hiç de aşağılık ya da küçümsenecek bir şey değil. Öyleyse yetke mi iyiler arasında sayılmamalı? Niçin öyle düşünelim? Bütün her şeye baskın çıkan bir değeri zayıf ya da güçsüz olarak değerlendirmemiz mi gerekir? Peki şöhret değersiz bir şey olarak görülebilir mi? Ama en mükemmel olanın, aynı zamanda en ünlü olduğu gerçeğini görmezlikten de gelemeyiz.

Mutluluğun endişe ve üzüntü olmadığını, acılara ve kederlere bağlı olmadığını söylememe ne gerek var, en ufacık konulardan bile sahip olmaktan ve yararlanmaktan haz alacağımız bir beklentimiz olduğuna göre? O halde bütün bunlar insanların elde etmeyi istediği şeylerdir ve insanlar bu amaçlarına uygun olarak zenginlik, yüksek mevkiler, krallıklar, şöhret ve zevk için özlem duyarlar. Çünkü bunları elde ederlerse yeterlilik, saygı, güç, ün ve sevinç kazanacaklarına inanırlar. Öyleyse insanların farklı farklı işlerin peşine düşüp aradığı iyi olandır. Bu arayışta doğanın gücünün ne denli büyük olduğu açıkça görünür. Çünkü çok sayıda ve farklı düşünceler olsa da, insanlar amaç olarak iyi olanı seçme konusunda hemfikirdirler.’

Hygeia’dan not: Çeviride geçen ‘iyilik’ ve ilintili kavramları, somut ve soyut varlık anlamındadır.

Kaynak: Boethius, “Felsefenin Tesellisi”, Latinceden çeviren Prof. Dr. Çiğdem Dürüşken, 3. Kitap, 2.Bölüm (sayfa 127-131), Alfa Kitap (4.Baskı). / Boethius hakkında daha fazla bilgi: https://tr.wikipedia.org/wiki/Boethius / Resim: Felsefe Boethius’u teselli ederken ve Kader çarkı çevirirken. / Kaynak: http://www.getty.edu/museum/

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

TÜM HAKLAR SAKLIDIR HYGEIA TURKEY 2020