Via Tecta (Kutsal Yol)

‘Temiz Beslenme 101 Rehberi’

| Nalan for Hygeia | Yorum bırak

Yazan: Nalan Özkan Lecerf

Yaratıcı Drama Eğitmenliği MEB sertifikasyon sürecini tamamladıktan sonra Hygeia çatısı altında yaratıcı drama atölyelerimizin ilkini duyurduk. Konusu ‘Temiz Beslenme 101 Rehberi‘. Bu atölye aynı zamanda MEB sertifikasyon sürecinde 5 modüllük bir eğitimden sonra yazmam gereken tezimin konusu olup drama alanında ilk bebeğimdir. Onu hayata geçirmeyi heyecanla bekliyorum. Tez için neden bu konuyu seçtiğimi veya bu konuyu neden drama ile de işlemek istediğimi merak edenler olabilir. Tezimde de yer alan, dolayısıyla akademik bir dille yazılan gerekçeyi (kısaltılmış haliyle) sizlerle blogumuz aracılığıyla paylaşmak istedim. Keyifle okumalar dilerim. Sevgiler.

Projenin Gerekçesi

Avanzade Mehmed Süleyman “iyi yemek yemek yaşamak, fena yemek yemek karın doyurmak ve hasta olmaktır” (Schick, İ.C., 2015, s.37) diyerek ‘beslenme-hastalık’ ilişkisini gözler önüne sermiştir. 1871 yılında doğan aydın bu projenin de çıkış noktası olan söz konusu ilişkiyi gözler önüne seren ilk hezarfen değildir. Tıp tarihinin izini sürerken karşımıza çıkan bu konudaki en ünlü sözlerden biri M.Ö. 460 ile M.Ö. 375 yılları arasında yaşamış olan Yunan hekim Hipokrat’a ait olduğu düşünülmektedir. Beslenmenin sağlıklı bir yaşam için elzem olduğuna inanan ve modern tıbbın babası olarak kabul edilen Hipokrat “Besinler ilacınız olsun” (de la Foret, 2017, s.XV) diyerek bu inancının altını çizmiştir. Günümüzde insanoğlunun besinlerle olan ilişkisinin Hipokrat’ın söyleminden çok uzak olduğu, şifadan bahsedildiğinde akla gelenlerin arasında genellikle besinlerin olmadığı varsayılmaktadır. Söz konusu düşüncenin nedenine inmek için insanlığın tarihsel gelişimine bakmanın faydalı olabileceği düşünülmektedir.

Baskıcı’ya göre (1998) insan (homo sapiens) yaklaşık olarak M.Ö. 10.000 yılına kadar avcılık, balıkçılık ve yiyecek toplayıcılığına dayalı bir yaşam tarzı sürmüştür. Aynı kaynakta yaklaşık 12.000 yıl önce ilk tohumun ekilmesi ve daha sonra hayvan türlerinin evcilleştirilmesiyle birlikte ‘yerleşik’ düzene geçildiğine yer verilmiştir. Bununla birlikte tarıma geçildiğinde toplayıcılık ve avcılık faaliyetlerinin hemen terk edilmediği ileri sürülmüştür. Ayrıca bitkilerin evcilleştirilmesiyle artık daha fazla yiyeceğe daha az çabayla ulaşılabildiği ifade edilmiştir. İnsanlık tarihine bakıldığında yerleşik düzene geçiş ile birlikte Paleolitik Çağ’ın (Taş Devri) sona erdiği ve Neolitik Çağ’ın (Tarım Devrimi) başladığı düşünülmektedir. Son görevini Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde Çocuk Beslenmesi ve Metabolizması Bölüm Başkanı olarak yürüten beslenmenin duayenlerinden Prof. Dr. Ahmet Aydın en büyük darbenin 19.yüzyılda gerçekleşen Sanayi Devrimi’nden sonra olduğunu ileri sürmüştür. Evlere büyük ölçüde rafine gıdalar (beyaz un ve rafine şeker) girmeye başlamıştır (2019, s.13).

Tarım Devrimi’ne kadar insanoğlunun et ve sebze-meyve ağırlıklı beslendiği düşünülürken, Tarım Devrimi ile birlikte tahıl ağırlıklı bir beslenme planına geçtiği varsayılmaktadır. Ancak Prof. Dr. Aydın’a göre (2019, s.13) besin ihtiyaçlarımız milyonlarca yıllık bir evrim sonucu şekillenirken bugünkü genlerimizin yüzde 99.99’u 40 bin yıl önceki atalarımızın genleri gibi çalışmaktadır. Bununla birlikte besin bulamamaya bağlı açlıktan ölümlerin azaldığını, fakat insanların boylarının ve yaşam sürelerinin belirgin bir şekilde kısaldığını ifade etmiştir. Aynı kaynakta çocuk ölümlerinde, enfeksiyon hastalıklarında ve çeşitli kronik hastalıklarda artışların olduğunu belirtmiştir. İlaveten 20.yüzyılın ikinci yarısından itibaren temiz su olanakları, gelişen altyapı hizmetleri vb. ile birlikte enfeksiyon hastalıklarının kontrol altına alınması ve çocuk ölümlerinin büyük ölçüde azaltılmasıyla yaşam süresinin tekrar uzadığını paylaşmıştır. Bununla birlikte aynı dönemde doğal olmayan, işlenmiş ve katkı maddesi konulmuş gıdaların aşırı şekilde tüketimiyle birlikte kronik hastalıklarda müthiş bir patlamanın olduğunu yazmıştır.

2020 yılının yaratıcı drama eğitmenliği bitirme projelerinin olağanüstü koşullarda, Covid-19 virüsünün dünyaya yayıldığı dönemde kaleme alınmaktadır. 2019 yılının sonunda baş gösteren salgının 2020 yılına damgasını vuracağı düşünülmektedir. Ancak 1995 yılından bu yana gösterilen, ayrıca 2030 yılına kadar projekte edilen kronik hastalıklar verilerine bakıldığında, kronik hastalıkların bir salgın gibi artış gösterdiği görülmektedir (Doç. Dr. Atasoy, 2019). Bu veriler ışığında insanoğlunun yıllardan beri bir salgının içinde bulunduğu varsayılmaktadır.

Kronik hastalıkların artış nedenlerine bakıldığında gıdalarının yapısı gereği ve beslenme alışkanlıklarından ötürü beslenmenin ilk sırada yer aldığı görülmektedir. Listede yer alan diğer sebepler ise sedanter (hareketsiz) hayat tarzı, çevresel toksisite, kapalı ortam ağırlıklı yaşamlar, kronik stres, parçalanmış aileler ve sosyal ortam, yoksulluk, yaşlanan nüfus artışıdır. Kronik hastalıkların devletlere getirdiği yük de azımsanamayacak kadar büyüktür. T.C. Sağlık Bakanlığı’nın 2016 yılında yayınladığı Sağlık İstatistikleri Yıllığı’ndaki verilere göre;

  • 13 milyon hastane yatışı gerçekleşmiş,
  • 15 milyon tomografi çekilmiş,
  • 12.5 milyon MR çekilmiş,
  •   4 milyon ameliyat gerçekleştirilmiştir.

2011 yılında Dünya Ekonomik Forumu’nda paylaşılan projeksiyona bakılırsa 2030 yılına kadar kronik inflamatuar hastalıkların dünyaya maliyeti 47 trilyon dolar olacağı yönündedir (Doç. Dr. Atasoy, 2019). Bu nedenle kronik hastalıkların iyileştirilmesi veya önlenmesi sadece birey veya ulusların sorunu olmaktan çıkıp evrensel bir mesele haline geldiği düşünülmektedir.

Bu sorunla karşı karşıya kalan tıp dünyasının bir kesimi kadim teşhis ve tedavi yöntemlerinin izini sürüp benzer bulgulara rastladığı görülmüştür. Hezarfen Azize Bingenli Hildegard’ın( Almanca: Hildegard von Bingen; 1098 – 1179) beslenmeyi araç olarak kullandığı tedavi yöntemleri 20. yüzyılın ortalarında Dr. Gottfried Herzka tarafından tekrar keşfedilmiştir. Günümüzde bu yöntemler Almanya’da Dr. Wighard Strehlow tarafından yönetilen bir klinikte halen pratik edilmektedir (https://www.st-hildegard.com/de/organisation). Dr.Wighard Strehlow ve Dr. Gottfried Hertzka (1988) yeni kronik hastalıklarla yüz yüze kalındığını, söz konusu hastalıkların toplumdaki ölüm oranının %80’ine sebebiyet verdiğini gözler önüne sermiştir. Yazarlar aynı kaynakta kronik hastalıkların tedavisi günümüzün tıp anlayışı ile değil, hastanın yaşam tarzı değişikliğiyle gerçekleşeceğinin altını çizmiştir. Prof. Dr. Aydın’ın (2019, arka kapak) dile getirdiği gibi halkın kolayca ulaşabileceği, ucuz ve basit tedavilerin kimi zaman servet harcanan pahalı ve karmaşık tedavilerden daha etkili olabildiği düşünülmektedir. ABD, Cleveland şehrindeki Fonksiyonel Tıp merkezinin direktörü olan Dr. Mark Hyman da (2019) yaşam tarzının sağlık üzerindeki etkilerinden bahsetmiştir. Hastalığın ilaç alımıyla sadece yönetildiğini ancak ortadan kaldırılmadığını, bunun için yaşam tarzı değişikliğinin elzem olduğunu savunmuştur. Görüldüğü üzere farklı doktorlar benzer görüşleri paylaşmaktadır. Kronik hastalıkların ömür boyu ilaç kullanımıyla kontrol altına alınması gerektiği düşüncesi Prof. Dr. Aydın’ın deyimiyle “statükocu tıp masalları”ndan (2019, arka kapak) bir tanesi olduğu varsayılmaktadır.

İnsanoğlu, psikolojisi herhangi bir nedenden dolayı tetiklendiğinde eyleme geçtiği gözlemlenebilmektedir. Drama ve temiz beslenme konusunu birleştirme fikri, 2019 yılında katılım gösterilen Fonksiyonel Tıp Eğitim Platformu’nun düzenlediği 8 aylık Yaşam Koçluğu eğitimde ortaya çıktı. 19 yıllık kurumsal hayatın son iki yılındaki organizasyon değişikliği ile iş yükü artışıyla birlikte o döneme kadar gayet sağlıklı olarak nitelendirebilecek olan beden art arda birkaç hastalığa yakalandı. Yaşananlarla birlikte durdurulamayacak olan bir sürece girildiği korkusuyla psikolojik faktörler de tetiklendi. Ruh, zihin ve bedeni etkileyen bir kısır döngü oluştu. Bu hastalıklardan bir tanesi kronik hastalık sınıfına giren yüksek tansiyondu. Modern tıbbın verebileceği cevapları araştırırken kronik hastalıklarda genellikle genetik yatkınlığa gönderi yapıldığı görüldü.Hastanın ömür boyu ilaç alımına mahkum edilmesiyle konunun kapatıldığı, hastalığın kök sebeplerine inmekten ziyade sadece semptomların yönetildiği deneyimlendi. Dr.Caldwell Esselstyn’in “Genetik sadece silahı doldurur, tetiği çeken hayat tarzınızdır” deyiminden ilham alınarak yaşam tarzı değişikliğine gidildi. Bunun yanı sıra bir anne olarak bu konuyla ilgili oluşmakta olan farkındalığın bir sonraki nesle miras olarak aktarılması hedeflendi.

Yukarıda adı geçen eğitime katılınca, konuları derinlemesine dinledikçe, vaka analizleri görünce ve konular üzerine çalıştıkça oluşmakta olan farkındalığı merak eden, ihtiyacı olan herkesle paylaşma ihtiyacı hissedildi. Zaman içerisinde “Temiz Beslenme 101 Rehberi”nin insan sağlığını etkileyen egzersiz, uyku, ilişkiler gibi diğer konuları da ele alan atölyelerle zenginleştirilip isim değişikliğiyle paylaşılması hedeflenmektedir.

Beslenme konusunu aktarma yöntemi olarak yaratıcı drama seçilmiştir. Yaratıcı drama; bir grubu oluşturan üyelerin yaşam deneyimlerinden yola çıkarak, bir amacın, düşüncenin, doğaçlama, rol oynama (rol alma) vd. tekniklerden yararlanarak canlandırılmasıdır. Bu canlandırma süreçleri deneyimli bir lider/eğitmen eşliğinde yürütülürken kendiliğindenliğe (spontaniteye), şimdi ve burada ilkesine, -mış gibi yapmaya dayalıdır ve yaratıcı drama, oyunun genel özelliklerinden doğrudan yararlanır (Adıgüzel, 2017, s.41).

Çoğunlukla kendisini ve davranışlarını fark edebildiği bir ayna tutulmadığı sürece insan ‘şimdi ve burada ilkesi’ne dayanarak içinde bulunduğu hali (İngilizce: state) göremediği düşünülmektedir. Bu bağlamda beslenme konusunun üyelerinin birbirine ayna tuttuğu bir grup içerisinde ele alınması ve önceden düşünülmüş hazır diyaloglardan ziyade kendiliğinden oluşmuş, rol oynama ve doğaçlamaya dayalı iletişime yer verilmesi yaşanan sürecin sonuç kadar önemli olduğunu göstermektedir. Adıgüzel’e göre (2017, s.64) yaratıcı dramanın genel amaçlarının arasında “kendini tanıma, gerçekleştirme ve başkalarıyla iletişim becerilerini geliştirmek” yer almaktadır.  Bu bağlamda yaratıcı drama yöntemiyle toplumsal sorunların çözülmesi için de çeşitli olanakların sunulduğu aktarılmaktadır. Bu projede beslenme toplumsal bir sorun olarak ele alınmaktadır.

Yaratıcı dramanın bir diğer amacı ise “eleştirel ve bağımsız düşünebilme becerisi geliştirme”dir. Söz konusu becerilerin kazandırılmasında bireyler ön plandadır, çünkü Adıgüzel’e göre (s.65) yaratıcı drama, tamamen bir grup çalışması olmasına karşın her bireyin toplamından oluşur ve bu bütünü oluşturan her parça önemlidir. Grup birlikte planlayarak her üyeye kendi düşüncelerini aktarma cesaretini verir. Böylece bütüne katkıda bulunulur.

2019 yılının ikinci yarısında İstanbul ili Üsküdar ilçesi Çağdaş Drama Derneği İstanbul Şubesi’nde verilen 5.aşamada yapılan eğitmenlik denemesinde beslenme konusunun yaratıcı drama ile aktarılabileceği ve kurgunun merak uyandıracağı deneyimlenmiştir. Katılımcıların atölyede konuyu sorgulamaları, yaşantılama fırsatı bulmaları ve değerlendirmede yapıcı dönüt vermeleri çok kısa bir süre içerisinde temel birkaç bilginin zihinleri meşgul ettiğini göstermiştir.

Bu projede insanlık tarihinde beslenme alışkanlıklarının neden ve nasıl değiştiğine değinilecek, devamında mutfaklara giren mikro ve makro besinleri ele alınarak zaman içinde zihinlerden silindiği düşünülen temel besin bilgileri aktarılacaktır. Ayrıca bağırsak sağlığının beslenmeyle olan ilişkisi ve doğru alışveriş ipuçları ele alınacaktır. Son olarak da sağlıklı bir beslenme planının nasıl oluşturulduğu bilgisi paylaşılacaktır. Özetle katılımcıların evde rahatlıkla uygulayabilecekleri bir rehberle atölyeden ayrılacakları düşünülmektedir.

Haziran 2020

Yaratıcı Drama MEB Sertifikasyonunda Proje Danışmanı: Muradiye Yardımcı

Kaynaklar istek üzerine paylaşılabilir.
This post doesn't have an English translation yet. In order to prioritize the translation please send an e-mail to

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

TÜM HAKLAR SAKLIDIR HYGEIA TURKEY 2020