Via Tecta (Kutsal Yol)

Bedensel Terapinin Önemi Üzerine

| Misafir / Guest | Yorum bırak

Çeviri: Emir A.İnanç

Düzenli olarak masaj ve benzeri bedensel çalışmalarla bedenime bakmak ve bedenimle ilgilenmek geçen yirmi iki yıl boyunca dayandığım en etkin şifalandırma ve sağlığımı koruma yöntemi olmuştur. Bedensel çalışmanın alıcısı olmak farkındalığımı zihnimden bedenime aktarmama yardımcı olduğu gibi şımartılmaktan ötede önleyici tıp vazifesi de görüyor. Tıpkı bir senfoni orkestrasının uyumlanması gibi bedensel çalışmanın etkisi altında vücudumuz uyumlanır, kendi varlığını (ve bağışıklık sistemini) farkındalıkla etkinleştirerek kendini sadece fiziksel olarak değil ama aynı zamanda duygusal ve ruhsal olarak da onarır. Bedensel çalışmanın her derdin devası bir mucize tedavi olduğunu ima etmiyorum; ancak, bu çalışmanın bedenin bütünsel olarak iyileşmesini, şifalanmasını ve zinde kalmasını kolaylaştırdığına inanıyorum.

Bedenimiz tüm doku, kas, kemik ve organlarıyla beraber yaşadığımız tüm deneyimleri bilgi ve hatıra olarak, biz fark etmesek de, saklar. Bedenimiz ete bürünmüş biyografimizdir. Geçmiş hayatlarımız da dahil olmak üzere, tüm geçmişimizi bir bavul gibi bedenimizde taşırız. Bavulda duran bu işlenmemiş tecrübeler beden-zihin-ruh sistemini yıpratır (entropi yaratır), her türlü psikolojik ve fiziksel rahatsızlığa (İngizlice “dis-ease” ifadesi hasta ve rahatsız olma durumu arasında köprü kurmakta) sebep olur. Günlük stresten, ayrılık acısına ve çocuklukta yaşanan duygusal yaralanmalara ‘olumsuz’ olarak nitelendirilebilecek deneyimler farkındalıkla yoğrulup işlenip dönüştürülmedikçe bedende saklı kalır. Kabul görenin aksine bedendeki kronik stres ve acı postürümüzün bozuk olmasından değil bastırdığımız duygularımızın tezahür etmesinden kaynaklanır. Geçmiş deneyimlerinin, ki bu deneyimlerinin farkında olmayabilirler, acısını yaşamamak için çoğu insan yaşamlarını sadece zihinlerinin üzerine kurarlar. Ancak kendini bedeninden ayrıştırmak şifalanmak değildir.

Ancak bedensel çalışmalarda en etkili olan ALMAKTIR. Bir çoğumuz bedenimizle ilgilenmek ve çalışmak için fitness ya da yogaya giderek veya iyi beslenerek hep bir şeyler YAPIYORUZ. Bu yaptıklarımız her ne kadar iyi ve güzel olsa da beraberinde sadece ALMAYA bir o kadar izin vermeliyiz. Kendini bedensizleşmeye adamış bir toplumun fertleri arasında farkındalıkla bahşedilmiş, dokunduğunun varlığını onaylayan bir dokunuşa aç olanların sayısı gitgide artıyor. Dokunuş canlı bedenimiz olan organizmanın temel gıdalarından biridir. Çocuklarında dokunuştan marhum kalan bireylerin fizyolojik, psikolojik, cinsel ve duygusal olarak sıkıntı yaşaması olağandır. Dokunmak konusundan bağımsız olarak bazı insanların farkında olmadan hayatı almaya kapalı olduklarını gördüğümü söyleyebilirim. Bedensel çalışmaların tam anlamıyla nüfuz edebilmesi için bu insanların bedensel çalışmayı / masajı almayı öğrenmeleri gerekir; zira, farkında olmadan edindiğimiz ve bedende saklanan deneyimler çok katmanlı, kendi davranışsal örüntülerini barındıran etten bir iç gömlek haline gelmiştir. Eğer bedende yanlış tanımlanmış bir sevgiyle gerçekleşen bir dokunuş (örneğin cinsel taciz) sonucu bir travma oluştuysa hatıralardan örülmüş bu iç gömleğe dokunma ve dokunulma korkusunu pekiştiren bir katman daha eklenmiştir. Burada utanılacak hiçbir şey yoktur.

Bedensel çalışma uygulayan biri olarak ayda 2-4 defa arasında bedensel çalışma alıyorum. Mümkünse ayda en az bir kere bedensel çalışma alınmasını tavsiye ediyorum. Bu çalışmalar mevcut önleyici tıp çalışmalarından en etkilileri arasındadır. Bu çalışmaların pahalı olduğunun farkındayım; ancak, farkettiğim üzere kendime ihtiyacım olan yatırımı yaptıkça gereken parayı kazanmam için evren bana destek oluyor. Kendinize iyi davranın ve bakın. Bunu hak ediyorsunuz!

Size bedensel çalışma uygulayan ve dokunan kişinin kim olduğunu haklı olarak ayırt etmek isteyeceksiniz. Hassas biri olarak hiç masaj yaptırmamanın kötü bir masajdan daha iyi olduğu kanısındayım. Bedensel çalışmada mühim olan uygulayıcının teknik yetkinliğinden önce dokunuşuyla aktardığı akım ve sevgidir. Bu aktarımı yapabilmek bedensel çalışmanın esasıdır ve nasıl yapılacağı masaj okulunda öğretilmez.

Bu konuyla ilgili paranoyak olmanın da gereği yoktur. Uyumlanabileceğimiz bir uygulayıcıyı bulmak deneme ve yanılma yoluyla da gerçekleşebilir. Bedensel çalışmanın bir sürü yöntemi vardır: Rolfing, Derin Doku, Esalen Masajı, Thai Masajı, Duyusal Yeniden Örme, KranyoSakral… Her biri birinde etkili olduğu halde bir diğerinde etkili olmayabilir. Bu uygulamaları keşfederken iyi eğlenin. Bedeniniz size şükran duyacaktır. 🌀

***

“İnsan bedeni dokunuştan yoksun kaldığında ölür. Dokunmak merkezi sinir sisteminin gelişebilmesi ve işlevsel birliği için gerekli en temel öğelerden biridir ve varoluşumuzun sürdürülebilirliği için en az yemek, içmek ve nefes almak kadar önemlidir

Genetik altyapımız bireysel gelişimimizin sadece başlangıç noktasıdır. Yaşam boyu öğrendiğimiz kalıplarla edindiğimiz şartlanma ve farkındalıkla yaptığımız seçimler fiziksel gelişimimizin, bilgi ve beceri kazanmamızın üzerinde olduğu kadar sağlığımızın, erişkinliğimizin ve yaşlanmamızın niteliği üzerinde de büyük rol oynamaktadır.

Kaslarımızda bir şekilde kasılmaya dönüşmeyen bir his veya duygu yoktur; kaslarımızda ifade bulan bu duygu halleri alışageldiğimiz duruşumuzun ve davranış kalıplarımızın temel kaynaklarıdır.

Bedensel çalışma dokunma yoluyla canlı bedenimizi daha uyumlu, daha esnek ve tetikte olacak şekilde duyarlı ve tam anlamıyla farkında ve etkin hale getirmek için yeniden eğitebilir ve yeniden programlayabilir. Bu şekilde entegre olmuş bir beden / zihin sistemi, depresyona veya hastalığa karşı daha dirençli hale gelecek ve stres veya yaralanmaya maruz kaldığında kendini onarmaya daha yatkın olacaktır.

Çeşitli kadim ve çağdaş bedensel çalışma biçimleri geçici hazzın ya da rahatlamanın epey ötesine geçer ve koşullanmayla kalıplaşmış tepkileri, kimyasal dengeleri ve yapısal ilişkileri değiştirir. Öyleyse bedensel çalışma bir bireyin olagelmiş halini derinden değiştirme ve geliştirme potansiyeline sahiptir.

Kalıcı olumlu değişim için kendinin farkında olmaktan daha önemli bir şey yoktur; kendinin farkında olmak kendine sahip olabilmenin ön şartıdır. Bedensel çalışma bireyin bu farkındalığını arttırmanın doğrudan ve etkili bir yoludur.”

– Deane Juhan, Tanrıça’nın Dokunuşu: Bedensel Çalışmanın Fiziksel, Psikolojik ve Tinsel Gücü

***

“Sinir sisteminiz bedenin edindiği duyumlarla gelen veri artışına uyum sağlamak için aynı yol yapımı ve bakımında olduğu gibi yeniden oluşur, genişler ve güçlenir. Beklenenin dışında, bilinen bir kategoriye uymayan bir deneyimle karşılaştığınızda sinir sisteminiz kapanmaya meyleder. Bilinmeyenle karşı karşıya kaldığında vücudunuz şoka girer ve birdenbire beliren bu sıradışı gerçekliği işleyemez.

Gezegendeki etkileşim arttıkça fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal bedenlerimizdeki sıkışmaların etkisi büyür. İfade edilmemiş duygular ve fikirler gömüldükleri yerde bizi bu etkileşimi paylaşmaya davet eden akışa karşı engeller oluşturur. Gerçekten kim olduğumuzun farkında olup üzerimize düşen sorumluluğu alarak sürece yardımcı olmalıyız.

Ne zaman bir önyargı veya zorlukla sınanıp kendi kendinize: “Bunu bilmek istemiyorum. Şunun için kendimden nefret ediyorum. Onu sevmiyorum.” dediğimizde bu sürecin büyüteci üzerinize konduracağından emin olabilirsiniz.

Doğru bakmayı öğrenene kadar ciyaklayacak ve kıvranacaksınız. Ve eğer süreci reddeder ve sizi bilgeliğiyle şekillendirmesine izin vermezseniz bedeninizde sakladığınız sıkışmanın daha da ağırlaşmış bir tezahürüyle yüzleşmek durumunda kalacaksınız. Evrendeki tüm kuvvetler İnsanlara sorumluluklarını hatırlatmak, amaç ve niyetlerinde net olabilmeyi öğretmek için yoğunlaşıyor.

Bu devirde farklı bedensel çalışma yöntemlerinden faydalanmak hayatta kalmanın anahtarıdır. Bedensel çalışmayla bedeninizi ve sakladıklarını keşfe çıkmak gerçek Benliğinizin (Higher Self / Üst Benlik) tanınmasını ve bilinmesini çabuklaştırır ve kolaylaştırır.

Bedeninizde sıkışıklık olarak tezahür eden aslında sizi gerçekliği olduğu gibi algılamaktan alıkoyanlardır. Duygusal bedeninizdeki aktarım sisteminin artık erişemediği ve duygusal verinin akmayı durdurduğu bölgelerde hissedemediğiniz acı fiziksel acıya dönüşür ve bedeninizde sıkışma olarak tezahür eder. Bu durumu şifalandırabilmeniz için bedensel çalışma almanızı hepinize öneriyoruz.

Bedensel çalışma evrende süregelen akışı vücudunuzda odaklamayı ve onu zihinsel, fiziksel, duygusal ve ruhsal olan diğer bedenlerinize aktarmak için gerekli şebekeyi akışa uygun hale getirmeyi hedefler. Aktarım şebekesinin akışla uyumlandığı ve hücresel hafızayı engellemediği halde akış vücudunuza rahatça girer ve çakralarınızdan geçerek vücudunuzu aktardığı veriyle besler.”

– Barbara Marciniak, Şafağı Taşıyanlar

***

“Hareket, zihin ve beden arasındaki birleştirici bağdır ve bedenin edindiği duyumlar bu bağın özüdür. Derideki sürtünme, daha derindeki dokular üzerindeki baskı, eklemleri çevreleyen dokuların esnerken eğilip bükülmesi sırasında hissedilenler canlı bedenin kendini algılamasına ve bedeni içten ve dıştan sarmalayan kasların tepkilerini düzenlemesine hizmet eder.

Biz geliştikçe ve olgunlaştıkça çoğumuz devinimlerimizi belirli bir repertuara sığdırır ve etkileşim içinde bulunacağımız alanın durağan ve “güvenli” olduğundan emin oluruz. Böylece bu sınırlar dahilinde kendimize bir benlik edinir ve edinebileceğimiz duyumları da aynı ölçüde kısıtlarız.

Bu kısıtlama süreci büyük ölçüde biz farkında olmadan gerçekleşir ve konfor bölgemizde kaldığımız sürece edindiğimiz benliğin ve alışkanlıklarının sebep olabileceği kısıt veya tehlikelerin nadiren farkına varırız. Rahatsız edici bir durum ortaya çıksa dahi genellikle sürekli tekrar eden, denenmiş ve doğrulanmış olduğunu düşündüğümüz hareket kalıplarının bu duruma sebep olabileceğinden asla şüphelenmeyiz. Aslında, alıştığımız kalıplarımızın tutarlılığı bizi yeterince uzun zaman onlardan ayrı kalarak başka hareketleri benimsememizden alıkoyar ve içinde bulunduğumuz duruma dair içgörü edinmemize engel olur.

Bedensel çalışma sırasındaki dokunuş alışageldiğimiz hareket kalıplarımız ve dokularımız arasındaki kronikleşmiş döngüsel ilişkinin arasına ustaca sızar. Tende dokunmayla duyulan yeni bir sürtünme, dokuya nüfuz eden yeni bir baskı ve uzuvların tanıştığı yeni hareketler yeni bedensel alışkanlıklar oluşturabilmek için daha uygun koşullar yaratır. Bu noktada temelinde dokunmanın yattığı terapilerinin bazen çok hızlı, hatta neredeyse “mucizevi bir şekilde” olumlu sonuçlar vermesinin nedenini görebiliyoruz.

Ne kadar hareket edersem edeyim derinden benimsediğim tavırlar, kendi bedenim üzerine ürettiğim imgeler, ve edinmeye alıştığım duyumlar beni hep alışageldiğim gibi hareket etmeye yönlendiriyor. Başka bir kişinin vücuduma uyguladığı hareketlere kendi sisteminin alıştığı izlenim ve duyumlarımı karıştırmadan teslim olmayı başarabildiğimde zihnimi ve bedenimi yepyeni duyumlarla yoğurabilir, böylece ağrı ve sancılarımı meydana getiren hareket tavrımın ve bunun pekiştirdiği benliğin nasıl meydana geldiğini görebilirim.

Ve daha da önemlisi teslim olarak edindiğim yeni duyumlar bana alıştığım hareket kalıplarına mecbur olmadığımı gösterebilir. Ben de böylece alışkanlığın sadece bir alışkanlık olduğunu, esas benliğimin alışkanlıklarımdan bağımsız olduğunu ve alışkanlıklarımı tekrar etmeye veya etmemeye muktedir olduğumu görebilirim. Ve eğer krize girmeden alıştığım bir davranış ya da tavrı bir kere tekrarlamayabilirsem belki de ondan tamamen vazgeçebilirim.”

– Deane Juhan

wp-content/uploads/2020/04/1_De7Vrm2e3cVot4Ede7BwqA-e1587148129183.jpeg
Yazar: Bernhard Günther, 3 Şubat 2020 tarihinde facebook hesabında yayınlanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

TÜM HAKLAR SAKLIDIR HYGEIA TURKEY 2020