Via Tecta (Kutsal Yol)

Doğadan Uzaklaşma Sürecinde İnsan – Tehlikenin Farkında Mıyız?

| Nalan for Hygeia | Yorum bırak

Lobotomi şeması, “Sucker Punch” filminden bir sahne (2011).

Yazan: Nalan Özkan Lecerf

Richard Louv tarafından kaleme alınan “Doğadaki Son Çocuk” kitabını henüz bitiremedim, ancak daha ilk bölümlerinde beni etkileyen bir kavramla karşılaştım: ‘dolaysız, yani birincil doğa deneyimi’.

Aramızda kaç kişi doğayı dolaysız, yani birincil olarak deneyimleyebiliyor, çocuklarımıza bu fırsatı ne kadar verebiliyoruz? Doğayı, çevremizi, yaşamı tüm duyuları etkin kullandığımızda tanıyabiliriz, duyularımız adeta bir navigasyon görevi görerek çevremizde örülü olmuş olan hayat ağında kendi yerimizi bulmamızı sağlar. Yaşama kendi filtrelerimiz olan duyulardan bakar, algıladıklarımızı kodlar, buna göre davranışlarımızı, karakterimizi yapılandırırız. Bu süreçte yanlış giden olmaz mı? Tabii ki olur, sonuçta iletişim problemleri farklı algıların yarattığı ‘gerçeklikler’in savunmasıyla ortaya çıkar. Yine de… bu ‘gerçeklik’ kendi çabamızla, öğrenmemizle oluşan bir örgüdür, bizi canlı kılar…

North Carolina Eyalet Üniversitesi’nden Prof. Robin Moore’a göre: Çocuklar duyularıyla yaşar. Duyusal deneyimler çocuğun dış dünyasını, gizli, duygusal, iç dünyasına bağlar. Duyusal uyaranların başlıca kaynağı doğal çevre olduğu için, duyularını kullanarak doğal çevreyi kendi ortamlarında ve kendi zamanlarında keşfetme ve onunla oynama özgürlüğü, çocukların içsel yaşamının sağlıklı gelişimi için temel öneme sahiptir…

Bizler doğadan uzaklaşma sürecini yaşarken içsel yaşamımız ne kadar sağlıklı kalabiliyor? Teknoloji denilen, herkesin hayranlıkla baktığı ‘modern’ çağın beraberinde getirdiği tehlikenin farkında mıyız? Nereye sürüklendiğimizin farkında mıyız?

Belli bir sektörden örnek vermeksizin duyularımızı adeta devre dışı bırakan teknolojileri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Manuel, elle yapılan işlemlerin otonom olarak yerine getirilmesi (Standford Üniversitesi Tıp Yüksekokulu’nda sinirbilim profesörü olan Frank Wilson’a göre “[…] ellerimizle yaptığımız işlerle tanımlı yaratıklarız. […] ellerimizi kesip atmakla beynimize zarar veriyoruz”).
  • İnsanın karar verme yetkinliğinin yerine makinenin öğrenme algoritmalarının geçmesi (Ellerimizi devre dışı bırakarak beynimiz zarar görüyor, üstelik artık karar vermesine de gerek yok.).
  • Sensorların görme duyumuzun, V2X haberleşmesinin işitme duyumuzun yerine geçmesi (dolayısıyla görme ve işitme duyularını artık sadece TV ve diğer elektronik medya araçlarını izlerken kullanabiliriz, yani iki duyulu ve tek yönlü deneyimde).
  • Refleks ve hareket koordinasyonumuzun yerini de hareket aktivatörleri kontrolünün alması (Bu durumda sempatik ve parasempatik sinir sistemi nasıl canlı kalacak?)

Özetle: El, ayak, göz ve beyin devre dışı bırakılarak duyularımızdan oluyoruz, duyusuz bir deneyim de bizi içsel dünyamızdan koparıyor.

Doğadan, kendimizden, birbirimizden uzaklaşıyoruz. Buna neden izin veriyoruz?

Bu yazı 20.02.2018 yılında yazılmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

TÜM HAKLAR SAKLIDIR HYGEIA TURKEY 2020