Via Tecta (Kutsal Yol)

Bütünlüğe Övgü – Veya “Hezarfenler Nereye Gitti?”

| Nicolas for Hygeia | Yorum bırak

‘Atina Okulu’ Raffaello Sanzio da Urbino.

*

Yazar: Nicolas Lecerf
Çeviri: Nalan Özkan Lecerf

Bu kültürel, böylece siyasi bir cevap: Yüzyıllardır bizim için oluşturulan yapı sanayiye ve üretime adanmış bir sosyal tasarım olduğundan toplumumuz hezarfen değil, uzmanlar yetiştiriyor. Hepsi belgelidir, bu konuda ayrıntıya girmeye ihtiyaç yoktur. Ancak şu soruya odaklanıp üzerine düşünmek için biraz vakit ayrılmalı: Çocuklarımızı hezarfen olarak yetiştirseydik neler olurdu? Sonuçlar o kadar etkileyici ki bundan doğacak neticeler içinde yaşadığımız modeli değiştirir!

Çocukların hezarfen olarak yetiştirilmesi farklı bir toplum modelinin ortaya çıkmasına neden olur. Sebebine bakalım. Çocukluğumuzdan itibaren bölünmenin yaşanmadığı, ayırmanın bilinmediği bir toplumda yaşarsak, her şey birbiriyle bağlantılı olduğundan her şey bütünsel olarak yaşanır ve sonuç, bütüncül bir toplum olur. Ortak bir amacı ve vizyonu olan, tüm interaktif bütüncül parçaları içinde barındıran, canlı ve akıllı bir bütün ortaya çıkar.

Sebebine bakalım. Çocukluğumuzdan itibaren bölünmenin yaşanmadığı, ayırmanın bilinmediği bir toplumda yaşarsak, her şey birbiriyle bağlantılı olduğundan her şey bütünsel olarak yaşanır ve sonuç, bütüncül bir toplum olur. Ortak bir amacı ve vizyonu olan, tüm interaktif bütüncül parçaları içinde barındıran, canlı ve akıllı bir bütün ortaya çıkar.

Bağlantımız kopmuş ve yaşamdaki her şeye bu lenslerden bakıyoruz, bu bakış açısına alışıyoruz. Kimsenin geçmişteki hezarfenlerin dehasına erişemeyeceğine, onu bedenleştiremeyeceğine inanıyoruz, çünkü gerçek güç ve bilgi çok az kişinin elindedir ve çok az kişiyle paylaşılmaktadır. Bizler ise güç ve bilginin alt seviyelerine bağımlı kılınıyoruz, böyle bir tasarımdan ötürü kendi kendine yeten bireyler olarak yetişmiyoruz. Bir vizyon ve hayat amacı öneren birçok disiplinin aslında bu parçalanmış eksikliği bilinçli olarak tezahür ettiğini, ancak bunu itiraf etmediğini burada görebiliyoruz. Bu, herhangi bir uygulamalı bilim, tıp, psikoloji, organize din olabilir. Her biri ruh, zihin, bedeni kapsayan varoluşumuzun bir katmanına bakıp bu katmanın ona münhasır olduğunu iddia ediyor. Her biri ele aldığı parçanın bütünü temsil ettiğini iddia ediyor. Bu apaçık yalan birçok kez tekrar edildiğinden biz de artık onun gerçek olduğuna inanıyoruz. Bu parçalanmış bakış açısının son ürünü ne olabilir? Sınırlı, bütüncül olmayan, yarı pişmiş olduğundan sindirilemeyen bir ürün. Gıda sektörümüz artık tanıyamaz halde olduğu ve bu yaşamaya mecbur kılındığımız korkunç hayatın bir yansıması olduğundan bu imgeyle devam etmeye gerek yok. Yarım kalmışlıklarla yaşıyoruz. Yarımız, ‘ruh ikizimizi’ kovalıyoruz, Yin Yang’ı arıyor, Adem ise Havva’yı, vb… Tatminsizlik, yılmışlık dizboyu. Ne bekleyebiliriz ki? Bu kabul ettiğimiz sistem. Vazgeçtik, boş sanal dünyaların yanılsamalarında kendimizi kaybettik.

Yunanlıların kadim egitim sistemi, Paideia, ve Roma Helenistik avatarı, hezarfenler yetiştirmek üzerine kuruluydu. Felsefe ve bilim, beden eğitimiyle birlikte, üst sınıfın çocuklarını topluma hizmet etmek ve etkin yönetiminin birçok farklı seviyesine katılmak için yetiştiriyordu. Pisagor ve Orfeus efsanevi örneklerdir, sonradan yetişen Parmenides, Eflatun, Aristoteles, Porfirios, Hypatia, hepsi hezarfen olarak yetiştirildi ve topluma olan katkıları hala derinden hissedilmektedir. Bu eğitim sisteminin çok hızlı bir şekilde elitler tarafından ‘uyarlandığını’ söylemeye gerek yok herhalde. Gücü elinde tutmak istiyorsan bölmelisin. Reel politik der ki ‘Böl, yönet’. Neredeyse ruhlarımızı kaybetmek üzere işgal edilip fethedildik.

Yarım kalmışlıklarla yaşıyoruz. Yarımız, ‘ruh ikizimizi’ kovalıyoruz, Yin Yang’ı arıyor, Adem ise Havva’yı, vb…Tatminsizlik, yılmışlık dizboyu. Ne bekleyebiliriz ki? Bu kabul ettiğimiz sistem. Vazgeçtik, boş sanal dünyaların yanılsamalarında kendimizi kaybettik.

Yunanlıların kadim egitim sistemi, Paideia, ve Roma Helenistik avatarı, hezarfenler yetiştirmek üzerine kuruluydu. Felsefe ve bilim, beden eğitimiyle birlikte, üst sınıfın çocuklarını topluma hizmet etmek ve etkin yönetiminin birçok farklı seviyesine katılmak için yetiştiriyordu. Pisagor ve Orfeus efsanevi örneklerdir, sonradan yetişen Parmenides, Eflatun, Aristoteles, Porfirios, Hypatia, hepsi hezarfen olarak yetiştirildi ve topluma olan katkıları hala derinden hissedilmektedir. Bu eğitim sisteminin çok hızlı bir şekilde elitler tarafından ‘uyarlandığını’ söylemeye gerek yok herhalde. Gücü elinde tutmak istiyorsan bölmelisin. Reel politik der ki ‘Böl, yönet’. Neredeyse ruhlarımızı kaybetmek üzere işgal edilip fethedildik.

Rönesans ve dönemin klasik dünya görüşlerinin uyanışı olağanüstü polimerler sergiledi. Bunlar Da Vinci, Rafael, Botticelli, Ficino, Pico della Mirandola ve Comenius, Michael Maier, Robert Fludd, Isaac Newton gibi diğerleri. Bu “altın zincir” 18. yüzyılda sanayileşmenin doğuşuyla yavaş yavaş yok olmaya başlar; Benjamin Franklin, Wolfgang von Goethe gibi kişiler dönemin hezarfenlerindendir.

Ruhunu kaybetmiş 19. yüzyılın ortasında, Fransa’da politeknik okulundan bir grup bilim insanı, yaşamın her disiplini arasındaki etkileşimi geri kazandırmaya, akıl ve iman arasındaki dengeyi tekrardan kurmaya çalışırken lakabıyla ‘yeşil kardinaller’ olarak adlandırıldı. Bunu dolaylı olarak yapmak zorundaydılar, aksi takdirde gözden düşmüş olacaklardı. Albert Cochon de Lapparent bunlardan biriydi.

Peki onları özel, ancak aynı zamanda evrensel kılan nedir? Bütüncül yaklaşımları. Söz konusu hezarfenlerin yaklaşımı nedir? Her şeye duyulan bir merak söz konusu, çevrede, doğada bulunan her canlının, hayvanın, bitki örtüsünün, insanlığın ve günlük hayatın getirdiği zorlukların her açıdan araştırılması. Son olarak yaşama ve insanlara duyulan sevgi.

Toplumumuz geçmişte yaşayan bu hezarfenleri kutluyor, ancak hiçbirimizin onlar gibi olmayacağını da garanti altına alıyor. Hezarfenler, bize norm olarak dayatılan sıradanlığı ve sığlığı kutlayan bu kapitalist model için bir tehdit unsurudur. Çünkü bu sistemin katı ve insanlık dışı üretim modelleri ve sistemleri gerçek güç ve bilgiyi etkin bir şekilde ellerinde tutan alaycı azınlığa hizmet etmekle birlikte onları gerçek sahipleri olan ihanete uğramış, yalanlara maruz kalmış, tacize uğramış, katledilmiş bizlere geri vermeyi niyetlenmemektedir.

Kurtuluşumuz

  • mono’dan hezar’a (ç.n. Farsça ‘bin’ anlamına gelen),
  • steril mono kültürlerden
  • çeşitliliğin bereketine geçiş yaptığımızda gerçekleşecektir.

Buna hazır mıyız?

Sonsöz

Yazar: Nalan Özkan Lecerf

Uzun yıllardan beri gruplarla ezoterik öğretiler paylaşıyoruz. Tecrübe kazandığımız bunca yıl içinde gördük ki birçok insan hala ‘ruhsal (spiritüel)’ ve ‘maddesel’ yaşamı ayırıyor, halbuki sadece tek bir Yaşam var. Çoğu zaman bütüncül bir yaklaşım sergilenmiyor, insanlar yolculuklarına çıkarken ya bir ya da belki iki bedende (ruh, zihin, beden) bulunuyor ve/veya entellektüel bir ruhsallığa sahip oluyor. Bu bağlamda hala ‘biz (çoğunlukla benzer profile ve/veya sosyal sınıfa sahip)’ ve ‘onlar’ diye ayırıyor.

Biz dünya üzerinde tecrübe edinen birer bütün olduğumuzdan kendi bütünlüğümüzü, insanlıktaki bütünlüğü ve sonuç olarak tüm canlı varlıkları içinde barındıran evrendeki bütünlüğü kavramakla yükümlüyüz.

Hygeia’nın amacı, bir hezarfenin hayata ilişkin algısını olabildiğince tekrar inşa etmek. Sıradan (ve bazen maddesel olan) şeylerde ruhsal olanı görmek ve ruhsal olanda olağanı görmek – kısacası, artık ayrıştırmamak. Disiplinlerarası bir yaşam tarzı bilincine sahip olmak.

Önümüzdeki yıllar içinde birçok disiplini, yeteneği, erdemlerini yaşayan insanları aramıza katarak gevşek bağlarla birlikte hareket eden bir topluluk yaratmak ve böylece gittikçe daha bütüncül olmak istiyoruz. Dolayısıyla bazen felsefi bir yazı, bazen bir yemek tarifi, bazen eğitimle ilgili bir makale, bazen kutsal doğa ile ilgili bir görsel paylaşacağız… Her Şey Bir bizim için… ve Bir Her Şey.

Bu, ardımızda bırakmak istediğimiz mirastır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

TÜM HAKLAR SAKLIDIR HYGEIA TURKEY 2020