Via Tecta (Kutsal Yol)

Bir Analoji: Marmara Denizi’ndeki Müsilaj & İnsan Bedenin’deki Enflamasyon

| Nalan for Hygeia | Yorum bırak

Yazar: Nalan Özkan Lecerf

Eğitimlerimizde ve paylaşımlarımızın çoğunda ‘analoji’ye (eşduyum, engl. correspondences) yer vermeye çalışıyoruz. Hermetik ilkelerinden belki en önemlisi olan “Yukarısı nasılsa, aşağısı odur. İçerisi nasılsa dışarısı odur” söylemi sıkça (zihin aracılığıyla) telafuz edilse de bunu ne zaman tamamıyla idrak edeceğimizi (içselleştireceğimizi) merak ediyoruz. Hala “insan” ve “doğa” diye bir ayırım yapıyoruz, halbuki insan doğanın bir parçasıdır. Doğayı hala kirletmeye devam ettiğimize göre insan da bundan nasibini alıyor. Peki insanın sadece onurunu, ruhunu, algısını mı kirletiyoruz? Hayır, bedenini de. Bunu nasıl yapıyoruz? Örneğin çöp kategorisinde sayılabilecek yiyecekleri satarak, satın alarak, bedenimize sokarak.

Marmara Denizi’ndeki müsilajın (deniz salyasının) nedenlerini sayıyorlar:

1) Bakteriyel aktivetelerin artması

Bedenimizde kötü bakteriler arttığında, bağırsak florası bozulduğunda neler olur? Enflamasyon, yani iltihap/yangı, oluşmaya başlar.

2) Endüstriyel ve evsel atıkların arıtılmadan denize verilmesi

Bedenimize aldığımız katkı maddesi vb. neye sebep oluyor? Enflamasyona.Ağır metallerin solunum yolu ile bedenimize girmesi, manyetik alanlarda bulunma vb. de bu noktada sayılabilir.

3) Mevsimsel düzensizliklerin yaşanması + deniz suyu sıcaklıklarının yüksek seyretmesi

Bedenimizdeki hücrelerinin sahip olduğu iç dengeye kısaca homeostazi denir. İç denge korunursa sağlık devam eder. Biyolojide homeostazi örnekleri nelerdir? Bedenimizin dış ortamdaki sıcaklığa göre kendi sıcaklığını belirlemesi, kan şekerini belirli bir aralıkta tutması, kanın pH değerini sabit tutması, vb. Homeostazi’nin bozulduğunu nasıl anlıyoruz? Enflamasyonun ortaya çıkması iç dengemizin bozulduğunu gösteren semptomlardan birisidir. Örneğin ateşimizin yükselmesi de semptomun bir semptomudur.

4) Denizin durgun ve dalgasız olması

Bedenin durgun (hareketsiz) olması neye yol açıyor? Enflamasyonla mücadele etme gücümüz
düşüyor.

5) Düşen çözünmüş oksijen miktarı

Bedendeki düşen oksijen miktarı basitçe neye yol açabilir? Solunum yetmezliğine. Solunum
yetmezliğinde akciğerler vücudun ihtiyacı olan oksijen miktarını alma veya karbondioksiti vermede yetersiz kalıyor. Karbondioksitin birikmesiyle de vücutta kan ve diğer sıvılar asidik hale geliyor. Bedenin pH dengesi yerinde olduğunda hastalıklar kolay kolay baş gösteremiyor. pH dengemizi nasıl koruyabiliyoruz. Bedende alkali bir ortam yaratarak. Anlayabileceğimiz gibi aslında biribirini etkileyen, tetikleyen bir neden-sonuç ilişki zinciri var burada.

Neden-sonuç ilişkilerini anlamak çok önemlidir. Semptomlara bakıp onları neden olarak saymak bizi hiçbir noktaya taşımaz. Hızır ve Hz. Musa’nın arketiplerle dolu hikayesi “neden-sonuç” ilişki zincirini çok güzel bir şekilde gözler önüne seriyor.

Tekrar “Yukarısı nasılsa aşağısı odur. İçerisi nasılsa dışarısı odur.” ilkesinin içselleştirilmesine gelelim. İçselleştirmenin belirteçlerine bakabilmek, öz-gözlem (engl. self-observation) yapabilmek rehber niteliği taşıyan bazı sorular:

1) Deniz salyasına üzülüyorsunuz. Kızgınsınız. Çevreyi korumak adına adımlar atmak istiyorsunuz. AMA AYNI ZAMANDA (+) Sağlıksız beslenmeye devam ediyorsunuz. = ÇELİŞKİ

2) Deniz salyasına üzülmüyorsunuz + sağlıklı besleniyorsunuz = ÇELİŞKİ

3) Deniz salyasına üzülmüyorsunuz + sağlıksız besleniyorsunuz = Kendi içinizde tutarlısınız, ancak büyük bir ihtimalle çelişkiniz başka bir dışavurumda gözlemlenebiliyor. Örneğin “Ben kimim?” ve “Neden bu dünyadayım?” gibi soruları irdelemeye başlayabilirsiniz.

4) Deniz salyasına üzülüyorsunuz + sağlıklı besleniyorsunuz = Kendi içinizde tutarlısınız, ancak aydınlandığınızı düşünmeyin lütfen. Başka bir alanda hala çelişkileriniz olabilir. “Çevreme nasıl hizmet edebilirim?” veya ‘hizmet’ kelimesi sizi rahatsız ediyorsa “Çevreme, topluma nasıl fayda sağlayabilirim?” sorusunu irdeleyebilirsiniz. Bunu hali hazırda yapıyorsanız: harika!

Sağlıklı beslenmek bir moda, “avokado yemelisin” meselesi değil. Bunu içselleştirebildiğimiz vakit kronik hastalık, çevre kirliliği diye bir şey kalmayacaktır. İllaki buradan da başlayın demiyoruz. Herkes birbirinden farklıdır. Farklı bir başlangıç noktasından start verebilirsiniz. Yeterki başlayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site reCAPTCHA ve Google tarafından korunmaktadır Gizlilik Politikası ve Kullanım Şartları uygula.

TÜM HAKLAR SAKLIDIR HYGEIA TURKEY 2020